30 Nisan 2013 Salı

UYUTTUNUZ


UYUTTUNUZ

Bu sessizlik yıkılacak,
Dalga dalga, dağlarca
Yükselecek milletin sesi…
Afyon verdiniz yıllarca
Uyuttunuz!

Nasıl da kandınız,
Nasıl da inandınız,
Türk milletini
Hep uyur sandınız.
Eski zaferlerimizi de
Unuttunuz!

Sessizce, sinsice
Çöktünüz tepemize,
Ne istiyorsunuz bizden?
Battık mı, nerenize?
Yanlış bir yol tuttunuz!

Bu millet yine,
Yeniden şahlanacak,
O zaman,
Delik arayacaksınız
Kaçacak…
Bilin ki,
Hapı yuttunuz.

“Yurtta barış, dünyada barış”
Felsefemiz,
Kuzu gibiyiz amma biz,
Yeri geldiğinde aslan olup hepimiz,
Kükredikçe, kükreriz…
Aslında siz, bizi değil;
Kendinizi uyuttunuz!
*
İsmail KARA
(30.04.2013)

6 Nisan 2013 Cumartesi

ATA'MIN UĞRUNDA


ATA'MIN UĞRUNDA 

Mustafa Kemal derdi hep babam,
Kendini yakından göresim geldi.
O’nu tanımaktı benim de çabam,
Ata’mın sırrına eresim geldi.

Önce kitaplarda gördüm resmini,
Okuyup kafamda ördüm cismini,
Aklımda süzerek, yordum kendimi,
Ata’mın yolunu deresim geldi.

Koskoca bir devmiş, anladım meğer,
Atatürk’ün başı göklere değer,
Ne kadar büyükmüş O’ndaki ciğer,
Uğruna canımı veresim geldi.

Yılmadı, cihana meydan okudu,
Özgürlük yolunda ilim dokudu,
Yaşattı dünyaya devasa şoku,
O’nun yüreğine giresim geldi.

Sevr-i de duyunca şimşekce çaktı,
Canını dişine cesurca taktı,
Ve o paçavrayı ateşte yaktı,
Bağrımı yeniden geresim geldi.

Şimdi anlıyorum daha da yoğun,
İyi ki yaşamış O yüksek dağın,
Ata’nı anla ve O’nunla övün!
İnanın, uğrunda ölesim geldi.
*
İsmail KARA (07.04.2013)

1 Nisan 2013 Pazartesi

YARALI KOLUM KERKÜK


YARALI KOLUM KERKÜK

Sen aklıma gelende depreşir acılarım,
Benden uzakta kalan yaralı kolum Kerkük!
Yüreğim hep seninle, seninle sancılarım,
Kavuşacağız bir gün, varacak yolum Kerkük!

Benim olan bir parçam benden uzak durur mu?
Yad ellerde kimsesiz hem de öksüz kalır mı?
Tutamadık elinden kardeş böyle olur mu?
Sen yaprağım, ağacım, biçare dalım Kerkük!

Bilirim acılısın, kapanmıyor o yaran,
Bazen de bulunmuyor, senin halini soran,
Bir değil, iki değil, ipek gönlünü yoran,
Biliyor, anlıyorum, peteğim balım Kerkük!

Etrafını sarmıştır bütün kurtlar, çakallar,
Atımız yürümüyor, çivi değmiş, topallar,
Dinlenmedi sözümüz, dökülse de sakallar…
Senle dolu her yanım, sağım ve solum Kerkük!

Karozan’ın sendedir, mahzun bakışlı gözü,
Biz senden çevirmeyiz asla ve asla yüzü…
Sıkıntımız dinmiyor, n’olur bağışla bizi!
Benden uzakta kalan, yaralı kolum Kerkük!
*
Karozan (İsmail Kara) – Ankara 01.04.2013

20 Ocak 2013 Pazar

KALE İÇTEN YIKILIR


KALE İÇTEN YIKILIR

Tarih
Ne güzel anlatırdın
Tarih derslerini
Sanki o günleri yaşardık
Göğsümüz kabarır
Gözümüz yaşarırdı
Sen anlatırken
Nasıl kovardık
Üstümüze gelen kargaları
Nasıl boğardık
Apansız düşmanları
Her olayın tanımında
Yeniden doğardık
Ama öğretmenim
Es geçmişiz
Öğrenmekte içini
Ve nasıl olur
İçten yıkmak
Kaleleri…
(Öğretmenim (1976) adlı kitabımdan)
*
Yazıma bir şiirimle başladım. Şiirin sonuna dikkat ederseniz; kalenin içini iyi öğrenmek ve nasıl içten yıkıldığını bilmek gerektiğine dikkat çekiliyor.
Bir örnek ;
Kastamonu Kalesi Türk komutan ve askerleri tarafından kuşatma altında olup, zorlamalara rağmen ele geçirilememektedir. Tekfurun kızı bu arada genç Türk komutanına âşık olur. Bir gün kale kapısının anahtarlarını komutana yukarıdan atar ve anahtarları ele geçiren komutan ve askerleri rahatlıkla içeriye girerek, kaleyi zapt ederler.
Bu kaleyi içten fethetmeye tarihi bir örnektir.
Diğer Tarihi Gerçekler ;
Tarihte 16 Türk Devleti kurduğumuzdan söz ediyoruz. Bazı küçük devletler bu sayıya dahil edilmiyor. Onları da hesaba katarsak, sayı çok fazladır. İyi bir araştırma yapılacak olursa, bu devletlerin hemen hemen hepsi de içten yıkılmıştır.
Devletin içine sızan yabancıların (ajanların), gizli ve sinsi emelleriyle birbirine düşürülen üst düzey yöneticilerin kendi aralarında yoğun mücadele yaşadıkları görülür. Bir ülkede iç huzuru bozduğunuz zaman, ülke (yani kale) zayıflar ve başka ülkelere yem olmaya hazır hale gelir. Avcılar, zaten avlarının en zayıf anlarını yakalamaya çalışmaktadırlar.
Osmanlı İmparatorluğunun gerilemesinde ve yıkılmasında da aynı şeyleri görürüz. Padişahların ecnebi kadınlarla evlenmesi, kadınların eski yakınlarıyla görüşmelerinin sürmesi (ki, o yakınlarının) devletin gücünü öğrenmeleri, sırlarını ele geçirmeleriyle birlikte (yine ajan faaliyetleri neticesinde) Osmanlı’ya düşman ülkelerin
cambazca oyunları bunda baş rolü oynamıştır. Kimi devşirmeler dahi Osmanlının aleyhine ajan olarak kullanılmıştır.
İmparatorluğun çöküşüne böylece zemin hazırlanmıştır. Balkan Harbi, I.Dünya Savaşı ve son olarak Kurtuluş Savaşı yapılmış; çöken Osmanlının yerine yepyeni bir Türk devleti; Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.
1945’li yıllarda II.Dünya Harbi yapılmışsa da Türkiye’yi yönetenler bu savaştan ülkeyi uzak tutmayı başarmışlardır.
Yirminci Yüzyıl Savaşları ;
2.Dünya Savaşı sonrasında dünyada birkaç küçük savaş yaşanmıştır; ABD kaynaklı Kore Savaşı, Vietnam Savaşı, Körfez Savaşı, ABD-Irak Savaşı gibi…
Silâhlı savaşlar yerine globalleşme-küreselleşme devriyle, ekonomik savaşlar başlatılmıştır. Süper güçler, önce kendi sermayelerinin bir bölümünü geri kalmış ülkelere kredi verme, yatırım  adı altında aktarmaya başlamışlardır. Yani onları borç batağına sokarak bir nevi esir alma metotları uygulamışlar ve yaptıkları ticarî yatırımlarla da bir tür sömürü düzeni kurmuşlardır.Üzülerek söyleyelim ki, Türkiye de bu batağa düşmüştür.
Çanakkale’den bu topraklara ağır silâhlarıyla giremeyen emperyalist batılı ülkeler, parasal güçleriyle, sermayeleriyle çok daha rahat biçimde girmişlerdir.
Bugüne kadar siyasî iktidarlar, ülkenin yer altı ve yerüstü kaynaklarını en iyi bir şekilde değerlendirip, üreterek para kazanma, israftan kaçınma yerine; daha seri ve sıcak para bulmak için, var olan borçlara rağmen yeniden borç almayı tercih etmiş, ülkeyi ağır borç yükü altına sokmuşlardır.
Kısacası, bugün her şeyden önce geri kalmış birçok ülke gibi; Türkiye de Ekonomik Savaşın içindedir
Üçüncü Dünya Savaşı
Dünyanın iki süper güçlü ülkesi arasında yıllardan beri sürdürülen soğuk savaş sonunda ABD
galip gelmiş sayılır. Ama ABD bir türlü doymamıştır. Başta, dünyanın petrol zengini ülkelere gözünü dikmiştir. En güçlü ve egemen; başka bir deyişle “Dünya İmparatoru” olmaya heves etmektedir. “Globalleşme-küreselleşme”, metotlarıyla daha önceden geri kalmış ülkelerin  bakir görünen yer altı ve yerüstü zenginliklerine yönelen ABD ve AB ülkeleri; bir kısım ekonomik krizlerin de baş göstermesiyle daha fazla beklemeye pek tahammül edememişlerdir. ABD, BOP projesi uygulamasına hız kazandırmıştır. Irak’tan sonra proje kapsamındaki diğer Kuzey Afrika ülkelerini önce içten kaynatıp, sonra dıştan müdahele ile bunu sürdürmektedir. Özetle ekonomik olarak başlatılan Üçüncü Dünya Savaşı bazen de silâhlı saldırıya dönüyor. Yani silâhlı savaşlar yapılıyor.
Türkiye’nin Durumu
Türkiye’nin durumu, bu Üçüncü Dünya Savaşı içinde hiç de iyi değildir. Yüzlerce yıldan beri Türkleri ve Türkiye’yi yok etmek için çeşitli plânlar yapan, yüzlerce proje üreten AB ülkeleri ve ABD; üzülerek söylüyorum ki, amaçlarına ulaşmak için çok hızlı ilerlemektedirler. Ulu Önder Atatürk zamanında sinmek, pusmak zorunda kalan emperyalist ülkeler; O’nun ölümünden sonra çalışmalarına yoğunluk kazandırmışlardır.
Vatanına, milletine karşı birlikte hareket edebilecekleri bir sürü hain yetiştirmişlerdir. İhanet şebekeleri oluşturmuşlardır. Hatta, bunları ülke yönetimine taşımışlardır. Bir nev’i kuşatma altına aldıkları Türkiye’yi bugün BOP projesi uygulamasında maşa olarak kullanmaktadırlar. Fakat, maşanın işi bittiğinde ateş içinde de kalabileceğini unutmamalıyız. O beter duruma düşmeden Türk Ulusu; silkinmeli, şimdiye kadar verilen afyonun, başka bir deyişle narkozun etkisinden acilen kurtulmalıdır.
*
İsmail KARA

31 Aralık 2012 Pazartesi

2012'YE ELVEDA, 2013' E MERHABA


2012’YE ELVEDA,
2013’E MERHABA!




















KUŞKULUYUM; HER GELEN, ÇOĞU KEZ GİDENİ ARATIYOR.
KORKULUYUM; HER GELEN KENDİNCE KARGAŞA YARATIYOR.
ÜMİTLİYİM; HER GELEN GÜN, GÜNEŞ YENİDEN DOĞUYOR.
İSTEKLİYİM; DÜŞLERİME YAĞMURLAR YAĞIYOR.
2013 ÜLKEME VE TÜM DÜNYAYA AYDINLIK GETİRSİN!
KARANLIĞI KOVSUN, KARANLIK ZİHİNLERİ BİTİRSİN!
SİLAHLAR TÜMDEN SUSSUN, SAVAŞLAR DURSUN!
HAKSIZLIK, ADALETSİZLİK HER YERDE SON BULSUN!
ZAMANI İNSANLAR, GÜZELLİKLER ÜSTÜNE KURSUN!
DÜNYADA HİÇBİR KİMSE AÇ-AÇIK KALMASIN,
HİÇBİR ÇOCUK ÇİÇEK GİBİ SOLMASIN, YOK YERE ÖLMESİN!
OLANCA MUTLULUKLAR YERYÜZÜNE İNSİN,
ÇOCUKLARIN VE BÜYÜKLERİN GÖZYAŞLARI DİNSİN!
İNSANLARIMIZ HEP SEVGİYLE, BARIŞLA MUTLU OLSUN!
DİLERİM Kİ, YENİ YILIMIZ BİZLERE KUTLU OLSUN!
*
Karozan İsmail KARA

12 Aralık 2012 Çarşamba

ENFLASYON


 ENFLASYON
*
Bir araya gelmez halkın yakası,
Başımıza bela oldu enflasyon.
Ne yapsak anlamaz, yoktur şakası,
Aşımıza bela oldu enflasyon.
*
Baş konuğumuzdur gelip oturur,
Arsızca sofrayı siler süpürür,
Daha biz yemeden, yeyip bitirir,
Dişimize bela oldu enflasyon.
*
Onsuz geçirmeyiz hiçbir öğünü,
Sinsice aşırır gizli payını,
Sinir eder bizi gerip yayını,
Döşümüze bela oldu enflasyon.
*
Dostumuzmuş gibi, daim yederiz,
Her nereye gitsek onla gideriz,
Kurtuluruz diye ümit ederiz,
Düşümüze bela oldu enflasyon.
*
Karozan’a ecel teri döktürür,
Ömrünün boyunca çile çektirir,
Gencecik halimde beni çöktürür,
Yaşımıza bela oldu enflasyon.

KAROZAN

7 Aralık 2012 Cuma

PİRZOLA










PİRZOLA

Fakiriz baba biliyorum,

Sinirlenmen boşa...

Yaşamak bizim de hakkımız,

El ne giyerse giysin,

Ne yerse yesin...


Madem dünyaya misafiriz,


Biz de bulduğumuzu giyer


Bulduğumuzu yeriz.


Takım elbise 100 liraymış,


30 liraymış bir kilo et,

Umurumda mı sanki...

Sadece gülmek lâzım buna,


Hem biliyorsun ki,


Her kahkaha 


Bir pirzola...
*
İsmail KARA